sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

8 kişi kendisini tutuyor, 10 arkadaşı var.


19.10.1984 doğumlu, 27 yaşında. şu an yaşadığı yer Adana. çürümekte bu ülkede olarak çalışıyor.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. Metal

    Metal

    4058 üyesi var. üyelik serbest.
  2. devrim

    devrim

    387 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  3. Devrimci Deliler Cephesi

    Devrimci Deliler Cephesi

    198 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. amed

    amed

    100 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

farqin panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

selam çocukluğumun başkenti olan farqin

sosyolojikdeli   23 Haziran 2008 23:15  

Onbir Meridyende Sürgün Keder ve İbrişim

şiirin İstanbul’una giderken
on bir meridyende sürgün, keder ve ibrişim

gecenin sır olduğu camlarda
Mavi Tren uykusu
yorgun yana sır değil aksimizin
iyi bakarsan
en önde kavaklar

bir kadını anneme benzetirim
sabaha karşı üstümü örter
sabaha karşı Gevaş olaydı keşke

zeytuniye kesmiş bir çift kederle
siyah ibriğim kemerlerden
doğuya doğru gidersen
belki de Batman
yarına yetişecekmiş telaşıyla sisli
bir kontranın elinde yeni kırılmış bir dal
ve baygın petrol kokusu her akşam
bıttım kavuran çarşılar
ve faili meçhuller, evladiyelik!

ve zencefil derim en fazla Diyarbekir
ve melamin şeker kaseleri
çocuklar ilik oynar surlarında

Kızıltepe tarlaları evin bağlarken
Dicle yatağına dönüyor
kumlanmaya dinmiş aks-i suda
ayakları nemlenen şehirli kızın romantizmi
yapay ve yüzü kadar beyazdır
köylüler süt sağarken akşamına

kirli yeşil bir geceye benzer Kurtalan
bebekler sıtmaya açar gözlerini
ötesine tren gitmez bu yüzden!

en akşam-üstü Adil cevaz!
Erciş’in bir avaz yankısında
netsen sığmaz nazarına
Van Gölü evde unutulmuş bir denizdir
Van Gölü anasından ayrı, sahipsiz
Hasan Bildirici öykülerinde dingin, saydamsı
hava raporlarında mutedil dalgalı
karnında feribot gezdirir

katarlar yorulur Tatvan çıkışında
içmeler ekşi ve soğuk kaynarken
bilmem ki yol İran’a mıdır?

Suruç’ta bir gündüz düşü
alır kızların elini kirmenden
bir serap doğrulur yağmur yağdı mı
usulca uzansan Karacadağ
sıvasız evlerin eyvanından
höykürdükçe çoğalır bulutlar
gölgelir kuzeyden güneye Mardin Eşiği
yine de Nusaybin deme
ne olur, sızıyor yaramdan

yol kıyısına atılmış ceset gibi Ergani
yenikliğin kavrukluğunda yeşerir Siverek
ve fakat Silvan diyemem, ağlarım; çocukluğumun başkenti!

“Bitlis’te beş minare”
bilemezsin nasıl geçerim Başkale’den
bilemezsin nasıl ağlarım
ah canan mısın Şemdinli
ne kaçak geçtim üstünden
şimdi Bingöl’de güneşe bakarak
Malazgirt ovasından koyun peynirini
karıncalı sesimde aşk ilanlarımı
ve o mahcup Garzan Çayı’na değen ayaklarımı
Lice’nin taranmış bir kahvesinde
esmer alınlı bir ihtiyara dersem
az doğrulup Mutki tütününden sararız, biliyorum
kötü kaynamış kemiklerimiz sızlarken

ben on bir meridyeni sevmekten men
dilimde kurşun bukağı, ölüm
buhurlar içinde bir Digor sabahı

bir eksiklik omzunda
kaçakçı yetimleri gibi Dersim
ve Seyit sakallarıyla Rızo
şu giden hangimizin Besê’si?
hangimiz sivil bir aşkın kıyısında değiliz?
hangimizin bağımsız gök yüzü?
gecikmiş kırlangıçlar gibi deliyim
boşuna uslandırmayın beni!

Berivan serini bir Cizre ikindisinde
Mem û Zin hasretine banacak
Reşkotan bulguru olaydı keşke!

mutlak bir yarın ayırdım kendime
dağlarımdan damıtarak
ve yaralıyım Bagok kadar
a a h, diyorum; şu karanlık!
şu bahtım renginde utanç atmosferi:
hiçbir gelecek paklamaz seni!

ellerim bir kaşığın yörüngesinde
geç doğmuş çocuk acemiliğinde
ve tasasında dul kalmış taze gelinin

zeytuniye kesmiş kederlerde
on bir meridyen gibi hareler
her meridyeninde ölüm
her haresinde yangın
(kasten süsü verilmiş)
sürülen halkım geçiyor içinden
iyi bakarsan en önde kavaklar
ve tüten yangınların isi
dağlanmış kemerler gibi
bir çift siyah ibrişim

gecikmiş yağmurlardan geliyorum
epey ağladım sayılır
epey buhurdan ve yataklık

gönlüm köklerimi saldığım
cismim yapraklarımı açtığım yerdedir
ben
dağları taşıyorum sırtımda
ondan böyle pek!

on bir meridyende sürgün, keder ve ibrişim
on bir meridyende dinmeyen serhıldana
bütün sesimi vermişim!

1994-95

Selim Temo

farqin   28 Nisan 2008 20:11  

newroz piroz be..

helene   21 Mart 2008 17:11  

bilincimin makyajsız imgeleri ile
ve tarihten miras kalmış bir nefes gibi
işledim benliğimin arka sokaklarında gülüşünü
bir ben bilirim kaç kez intihara gebe bu kentin
korkulu yanlılığında yitirdim yüzümü...
ve ölüm tanrılarının kirlenmiş merhametine sığınmadan
yaşabilmek seniii...
sakın dokunma gözlerime,bedenim üşür kefensiz bir ceset gibi..
sen kanayan yaramsın hep ve akibeti mahkum bir çoçuk gibi gözlerinin ötesindeyim...
sen

farqin   09 Şubat 2008 12:56  

seni görmeye geldim
çocukluğum, korkum, arsız sevincim
utangaç küfrüm, arızalı sevişmelerim
neredeysen çık ortaya
kara yeller eser olmuş yerinde
talan bağdaş kurmuş esmer derinde
nerede sarkık bıyıkları tütün nakışlı oğulların
can havlinin yangını lice`m
muska diye boynumda taşıdığım inancım
seni böyle lâl, mühürlenmiş mi görecektim
a diyarbakır`ımın zindanına gün düşürenim
zılgıtını üç ocak gibi anlında yakan
tütün yüzlü kızların nerede
kırık yıkık dönüyorum utanarak yanarak
ve
acısını getirdi lice`sinden
sapsarı acısını
redifim, ustam, ortağım, çırağım
gümüşî bir tabakada saklayarak
bense kürt kızlarının parmaklarını sarıyorum ipince
dumanını ciğerime bırakarak
yakılan lice`nin küllerini yüreğime damıtarak

asminn   25 Aralık 2007 22:42  

saç
düşünsel eşcinsellik ve
sevgiyi kemiren dizginsiz küfürler
hijyenik sevişmelerde yükselen
kemiksiz orgazm kokusu
hayasız yağan yağmurun ardında
güm diye patlayan tabiri caiz
ana avrat küfürler ve
mahçup yüzleri deşifre eden gece ayinleri
nihavend makamında yaşanan gel gitler
marifet gibi anlatılan kerane anıları
ve şehri sükünete davet eden
gayrı meşru olmayan resmi cinayetlere
yakılan ağıtlar tuhafıma gitmiyor artık
çünkü masallara inanmıyorum

farqin   09 Aralık 2007 19:25  

gökyüzünün maviliğine yaslan sırtını
aşkın vechüznün anayurdunda topla yıldızları
özlemlerin anlam bulduğu atlasları keşfet ,
çık ütopik yolculuklara aşkla döllenmiş topraklara
ihlalci türküler söyle ,
gecenin gücünü öpen dudaklarınla .
kolyen olsun hüzünlü melodiler ,
kutsal bir tapınak olsun gerdanında
ve mekansız serüvencilerin dokunulmaz uykusunu al
itaatsızlığın harmanlaştığı isimsiz mevsilerde .
ve senli gecelerde hüzünlü imgeler bezenmiş
bir aşkın volkanik denklemini yaşıyorum,firari
sözcükler topluyor ve örselenmiş şiirleri biriktiriyom sana.

farqin   09 Aralık 2007 19:19  

BLOG farqin rss kaynağı

adresi: http://farqin.sosyomat.com/blog


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage